Stadyum 41.000 kişi kapasitelidir. Maç günlerinde, şehrin tüm duygusal ilgisini üzerine çeker.
Tüpraş Stadyumu — resmi olarak sponsorunun adıyla anılsa da genel olarak Beşiktaş’ın sahası olarak bilinen, günlük konuşmada Vodafone Park, kısaca Beşiktaş olarak adlandırılan — Beşiktaş semtinin kenarında, Boğaz kıyısında, Çukurcuma’nın merkezinden yaklaşık iki kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Bu mesafe, nasıl ölçtüğünüze bağlı olarak ya 20 dakikalık bir yürüyüş ya da İstanbul’daki en keyifli yürüyüş rotalarından biridir. İkisi birden olmamasının hiçbir engeli yoktur.
Hammamhane, Çukurcuma Caddesi üzerinde yer almaktadır. Ön kapıdan çıkın — Cafer her zamanki yerinde duruyorsa yanından geçin — ve denize doğru yürüyün. Beyoğlu’nun her yerinde olduğu gibi buradaki sokaklar da dik bir eğimle iner; parke taşından taş basamaklara, oradan tekrar parke taşına geçer ve sahil yoluna yakın bir noktada düzleşir. Cihangir’in alt kısmından geçip, çoğu ziyaretçinin durmadan geçip gittiği sakin yerleşim sokaklarından geçerek Tophane’ye varırsınız.
Boğazkesen Caddesi denize doğru uzanır. Buradan Kabataş yönüne doğru sola dönün; yürüyüşünüzün geri kalanında Boğaz yanınızda uzanır.
İlk bölüm, Galataport’tan geçiyor — İstanbul’un kruvaziyer terminali, kısa süre önce şehrin gerçekten kullandığı bir yapıya dönüştürüldü. Eğer limanda gemi yoksa, sahil şeridi halka açık oluyor ve yürüyüş yolu doğrudan su kenarı boyunca uzanıyor. Asya yakası, uzaktan değil, ayrıntıları bile seçilebilecek kadar yakındır. Eğer bir kruvaziyer gemisi limanda demirlemişse ve sahil kapalıysa, rota paralel uzanan Meclis-i Mebusan Caddesi boyunca devam eder ve bu şekilde neredeyse hiçbir şey kaçırılmaz.
Galataport’u geçtikten sonra rota, 1882’de kurulan ve tam da o kadar süredir insanları eğitiyormuş gibi görünen bir binada yer alan, İstanbul’un en eski güzel sanatlar kurumlarından biri olan Mimar Sinan Üniversitesi’ne ulaşır. Öğrenciler, ana bina ile sahil stüdyoları arasında, iyi tanıdıkları bir yerde çalışan insanların sahip olduğu o telaşsız özgüvenle dolaşıyorlar. Sırf bu sahil şeridinin, şu anda burada yürüyen herkesten çok daha uzun bir süredir sanat, eğitim ve deniz gibi ciddi işlere ev sahipliği yaptığını fark etmek için bile olsa, burada bir an durup düşünmeye değer.


Ardından Fındıklı Parkı geliyor. Yol ile su arasında uzanan uzun, alçak bir yeşil şerit; burada şehir sakinleri banklarda oturup boğazın her zamanki gibi akışını izliyor. Sıradan bir öğleden sonra, burası Avrupa yakası sahil şeridinin en sakin bölümlerinden biridir. Maç günlerinde ise durum tam tersidir — kalabalık burada yoğunlaşır, tek bir yöne doğru hareket eder ve park, Kabataş’a ve ötesine giden herkes için bir tür geçit töreni alanı haline gelir.
Fındıklı’dan başlayan yürüyüş Kabataş’a kadar uzanır; Kabataş’tan itibaren yol, Boğaz kıyısında yer alan ve cephesi sahil yolu boyunca yaklaşık 600 metre uzanan 19. yüzyıl Osmanlı sarayı Dolmabahçe Sarayı’nın önünden geçerek Boğaz kıyısını takip eder. Stadyum, yolun sonunda karşınıza çıkar. Bu yönden yaklaşmak, şehirdeki en görkemli yapılardan birinin yanından yürüyerek varacağınız anlamına gelir ki, bu da herhangi bir yere varmanın hiç de fena bir yolu değildir.
Konser gecelerinde sahil şeridi kendine özgü bir enerjiye bürünür — aynı yöne doğru ilerleyen gruplar, büyük kalabalıkların öncesinde hissedilen o hafif heyecan uğultusu, bayraklar, atkılar ve amacını tam olarak anlayamadığımız eşyalarla birdenbire ortaya çıkan sokak satıcıları. Maç günlerinde ise kalabalığı Beşiktaş’ın siyah-beyazı renklendirir. Kulübün taraftarlarının bu stadyumla özel bir bağı vardır — burası, önceki neslin ayakta izlediği eski İnönü Stadyumu’nun yerini almıştır. Buraya gelirken yol boyunca tarih hissedilir.
Stadyum, denizin tam kıyısında yer almaktadır; bu durum mimari açıdan sıra dışı ve pratik açıdan muhteşemdir. Tribünler dolduğunda, ses Boğaz’ın ötesine kadar ulaşır.
Maçtan sonra yine aynı yoldan geri dönüyorsunuz. Bu sahil şeridindeki şehir geceleri beklediğinizden daha sessizdir — su, iç kesimdeki sokakların yapamadığı şekilde gürültüyü emer. Çukurcuma’ya vardığınızda, mahalle yine eski haline dönmüştür.
Tüpraş Stadyumu yakınındaki otellerin çoğu ya pahalı, deniz kenarındaki zincir oteller ya da standart iş otelleridir. Hammamhane ise ikisi de değildir — 20 dakikalık yürüme mesafesindeki bir mahalle içinde yer alan, 30 odalı bir oteldir. Aradaki fark, maçtan sonra geri döneceğiniz yerin ne olduğudur.







