2012 yılında The Guardian, Çukurcuma’yı dünyanın yaşanacak en iyi 100 mahallesinden biri olarak seçti. Bu liste, turistik yerleri sıralayarak değil, bir yerde bulunmanın gerçekte nasıl bir his olduğunu — günlük yaşamın dokusunu, bir yerin sabahları henüz kalabalıklaşmadan önceki halini — sorgulayarak oluşturuldu.
On yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, Çukurcuma bu soruya verdiği cevabı değiştirmedi.
Diğer her yere karşı argüman
Sultanahmet, insanların ilk tercih ettiği yerdir. Ayasofya’ya – ki burayı görmek için tüm yolculuğa gerçekten değer – Sultanahmet Camii’ne ve Kapalı Çarşı’ya yakındır. Aynı zamanda, bu mahalle, burada yaşayanlardan ziyade ziyaretçilere odaklanarak kendini büyük ölçüde yeniden şekillendirmiştir. Restoranlar bunu bilir. Fiyatlar da bunu bilir. Akşamları, otobüsle gelen turist grupları otellerine döndükten ve hediyelik eşya dükkanları kepenklerini indirdikten sonra sokaklarda hissedilen atmosfer de bunu biliyor.
Taksim, karakter olarak farklı olsa da sonuç olarak benzer bir durum sergiliyor. Meydanın kendisi, atmosferik olmaktan ziyade işlevsel bir yapıya kavuşturulmuş. Meydandan uzanan İstiklal Caddesi, İstanbul’un en önemli caddelerinden biri olduğu kadar en gürültülü caddelerinden biridir. Taksim’de kalmak, çoğu insanın istediği saatten çok sonraya kadar sessizliğe kavuşmayan bir şehrin üzerinde uyumak demektir.
Karaköy, işlek bir liman bölgesinden tasarım semtine etkileyici bir hızla dönüşüm geçirdi. Burada mükemmel restoranlar ve herhangi bir şehirde bile dikkat çekecek kadar yoğun bir bağımsız kafe ağı bulunuyor. Ayrıca, hızla keşfedilen mahallelerin tipik özelliği olarak, kendine özgü bir kimliğe bürünmeye başladı — çıplak beton ve geri kazanılmış ahşabın estetiği, iki dilde yazılmış menüler, daha önce burada bir şeylerin var olduğu ve saygıyla bir kenara bırakıldığı hissi.

Çukurcuma aslında nedir?
Çukurcuma, tüm bunların yukarısında yer alıyor. Kelimenin tam anlamıyla: Cihangir ve Tophane’nin yukarısındaki yamaçta yer alıyor; apartmanlar, antika dükkanları ve kedilerle dolu bir yerleşim bölgesi — kediler ayrı bir yazıyı hak ediyorlar ve bu sitenin başka bir yerinde onlara ayrılmış bir yazı da var — ve mobilyaları hâlâ iyi durumda olduğu için yirmi yıldır mobilyalarını değiştirmeyen türden kafeler.
Faikpaşa Caddesi’ndeki antika satıcıları, şehrin tasarım bölgelerinin çoğunun henüz var olmamasından beri buradalar. Osmanlı kahve takımları, Art Deco aynalar, menşei belirsiz halılar ve anlamak için zaman gerektiren nesneler satıyorlar. Ticaret burada telaşsız bir şekilde devam ediyor. Faikpaşa’da cumartesi sabahları, gösteriş yapmaya gerek olmadığını bilen bir yerin ritmiyle akıyor.
İki dakika uzaklıkta, Cihangir karşımıza çıkıyor — yazarların, sanatçıların ve şehrin bu bölgesini hiç değişmeyen nedenlerle tercih eden sakinlerin yaşadığı bir mahalle. Burada pazar günleri sıra beklemek zorunda kalacağınız kahvaltı mekanları var; bu da kalitenin en doğru göstergesidir. Mahallenin çay bahçelerinden görünen Boğaz manzarası, turistik haritalarda gösterilen manzaradan farklı olarak, İstanbul sakinlerinin misafirlerine mutlaka gösterdikleri manzaradır.
Masumiyet Müzesi burada. Orhan Pamuk’un, Kemal ve Füsun’un kurgusal aşk hikâyesi etrafında kurgulanmış roman niteliğindeki müzesi, Dalgıç Caddesi’ndeki kırmızı bir binada yer alıyor. Şehirdeki en özgün ve etkileyici müzelerden biri olan bu müzeye, kalabalıklar gelmeden önce yürüyerek kolayca ulaşılabilir.
On beş dakikalık yokuş aşağı yürüyüş: Tophane’deki Boğaz kıyısı. Kıyı şeridini takip ederek yirmi dakika: Beşiktaş; oradan da şehrin nereye gitmesi gerekiyorsa oraya.
The Guardian’ın öne çıkardığı mahalle
The Guardian’ın 2012 yılında Çukurcuma’da gördüğü şey, gelişmekte olan bir mahalle değildi. Zaten bir noktaya ulaşmış bir mahalleydi — iş dünyası ile yaratıcı kesimin, gelenekselliğin ve gerçek anlamda meraklıların bir karışımı; antika dükkanları ile bağımsız fırınların birbirinden elli metre uzaklıkta yer aldığı türden bir yoğunluk. Bu kombinasyonun kalıcı olduğu kanıtlandı.
Arnavut kaldırımlı sokaklar yenilenmemiştir. Apartmanlarda hâlâ sakinler yaşamaktadır. Mahalle sakinleri hâlâ park yeri konusunda tartışmaktadır. Dikkat çeken mahallelerde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında, bu önemli bir başarıdır.
Hammamhane, Çukurcuma’nın içindeki tek butik oteldir — ne kenarlarında, ne de hemen yanında değil, tam Çukurcuma Caddesi üzerinde; resepsiyon masasından mahalleyi seyretmek yerine, mahallenin bir parçası olan bir binada yer alan otel, otuz odaya sahiptir. Konuklar, Hammamhane’den Çukurcuma’yı ziyaret etmezler. Onlar, Çukurcuma’nın içinde kalırlar.







